Hastalık ve Etkileri
Bu hastalık, hızla merkezi sinir sistemini etkileyerek bireyleri bilinci açık ama bedeni tamamen hareketsiz bir duruma sürükledi. Sonuç olarak, kurbanlar yıllarca "canlı heykel" olarak anılan bir duruma düştü ve hastalığın tam nedeni hiçbir zaman kesin olarak belirlenemedi.
Canlı Heykellere Dönüşüm
Encephalitis lethargica, çoğu zaman basit bir enfeksiyon belirtisi ile başlamış, fakat hızla beyin dokusuna yayılarak ciddi sonuçlar doğurmuştur. Hastalar çevrelerindeki olayları algılayabiliyor, ancak konuşamıyor, hareket edemiyor ve tepki veremiyordu. Gözleri açık bir şekilde saatlerce, hatta günlerce aynı pozisyonda kalan vakalar, hastalığın en çarpıcı yönü olarak kaydedildi.
Bu durumun, beynin uyku-uyanıklık dengesini kontrol eden bölgelerinde meydana gelen ağır hasardan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bazı hastalar derin bir uyku hali yaşarken, diğerleri aşırı hareketlilik ve uykusuzluk belirtileri gösterdi.
Kasıtlı Hareketsizlik ve Sonuçları
Salgının ilerleyen dönemlerinde birçok hasta “akinetik mutizm” olarak adlandırılan bir duruma girdi. Bu evrede kaslar sertleşti, refleksler azaldı ve hastalar yıllarca aynı pozisyonda kalmaya mahkum oldu. Yetersiz bakım koşulları ve solunum problemleri, ölümlerin en önemli nedenleri arasında yer aldı.
1960'lı yıllarda, hayatta kalan bazı hastalara L-dopa isimli bir ilaç uygulandı. Bu tedavi kısa süreliğine konuşma ve hareket etme imkanı sağladı, bu durum tıp camiasında büyük bir etki yarattı. Ancak bu iyileşme kısa sürede sona erdi ve çoğu hasta tekrar donuk hale geri döndü.
Hastalığın Kaynağı ve Gizemleri
Encephalitis lethargica’nın kökenine dair kesin bir kanıt elde edilemedi. Araştırmacılar, hastalığın streptokok kaynaklı bir otoimmün tepki veya İspanyol gribiyle bağlantılı bir virüs mutasyonu ile ilişkili olabileceğini öne sürüyor. Ancak her iki hipotez de henüz doğrulanmamıştır.
Salgın, 1920'lerin sonlarında aniden sona erdi. Üzerinden geçen bir asra rağmen, “ölüm uykusu”nun neden ortaya çıktığı ve neden bir daha küresel ölçekte yaşanmadığı soruları tıp dünyasında hâlâ cevap beklemektedir.