Yapay Zekanın İlginç Geçmişi
Yapay zekanın tarihi üzerine incelemeler yaparken, dikkatimi çeken ilginç kavramlardan biri “makineli adam” oldu.
1920’li yıllarda gündeme gelen bu ilginç terim, “makineli adamlar” (ya da robotlar, yapay insanlar, suni adamlar) olarak da anılmaktadır. “Bir roboto neler yapabilir?” başlıklı makaleden bazı örnekler:
- - Bu, Berlin'den bir roboto olup, sinema operatörlüğünü ustalıkla gerçekleştirebilmektedir.
- - Kendisine iletilen selam ve el sıkışmasına karşılık vermektedir.
- - Ve en nihayet; madenden yapılmış olmasına rağmen, güzel bir kadını öpmekten aciz değildir.
Gelecekteki Savaşlar ve Makineli Adamlar
“Gelecek savaşlarda makineli adamlar mı savaşacak?” “Makineli adamlar düşünme yeteneğine sahip olabilir mi?” “Misafirleri karşılayıp, kahve ve çay hazırlayan, evi temizleyen, çocuklara bakan bir roboto tasavvur ediliyor.”
1930’lara ait bu tür soruları incelediğimde, neredeyse 100 yıl sonra benzer konuların hala tartışıldığını görüyorum. “Gelecek savaşlar” geldi ama içinde makineli adamlar yer almadı. Ya da misafirlerimizi karşılayıp, çocuk bakıcılığı yapan bir roboto henüz ortaya çıkmadı.
Sonrasında şunu anlıyorum: Son yüzyılda olağanüstü bir gelişme kaydetmişiz. Uzaya çıkmamızdan, dünyanın dört bir yanındaki insanlar ile görüntülü iletişim kurabilmemize, anında bilgiye ulaşmamıza, nano boyutlardaki mikroçip bileşenlerine, yapay zekâ sistemleriyle (“madenden” üretilmiş makinelerle) diyalog kurabilme seviyesine ulaşmamıza kadar birçok etkileyici teknoloji geliştirmişiz.
“İçinde insan olmadan uçan uçaklarımız” ve uzayda dönen uydularımız mevcut. Hatta “ortalığı süpüren” makine hayali gerçek olmuş durumda; robot süpürgeler giderek yaygınlaşmakta ve evlerimizde kendi kendilerine dolaşıp temizlik yapmaktadır. Ne kadar muazzam...